22 Eylül 2008 Pazartesi

Biz ülkeyi top oynayarak mı kazandıydık acaba..





Hemen bir soru ile başlıyorum...

Türkiye Mi önemli yani Vatanımız yoksa kendi çıkarlarımız mı ve zenginliğimiz mi?

Çok basit değil mi? Ee tabi ki belli canım cevap. Söylemeye gerek var mı?. Ya cevap orda işte daha ne soruyorsun ki. Söyleyemezsiniz cevabı bilirim...

Ve içses der ki: (Tabi ki para, çıkar, malk, mülk; vatan ne ki sadece toprak, peh...)

Her gün daha çıkarcı ilişkilerin dibine giderken o gün adedince de toprak kaybediyoruz, insan kaybediyoruz. Benliğimizi sattığımız yetmezmiş gibi değerlerimizi de satıyoruz.

Agresif miyim ben? , yok yok değilim. Sadece içsesi mi dışa vuruyorum, tabi maymun iştahlı içsesim değil bu. Nadir insanın yaptığını yapıp haykırmak istiyorum sahtelikleri ve yalancıları.

Milli bilinç git gide köreldi, eski adetler yok oldu. Toplum merkezi hemen damgalıyor seni, koruyuculuğa soyunursan... Milliyetçiliği faşizm hamuruna batırmaya çalışan zihniyetler, bayrağı da geri plana itiyorlar. Milli duygu sadece maçlarda kabarır oldu bu günlerde. Biz ülkeyi top oynayarak mı kazandıydık acaba?..

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Şu sıralar siyasi durgunluk var gibi görünüyor. Ne kapatmayı ağzımıza alıyoruz ne de ekonomiyi. Halk unuttu en azından.

Geçmişimizle yüzleşiyoruz sık sık. Şurdan kazık yemişiz, şundan haberimiz varmışta ses çıkarmamışız, örgüt üyeleri ile bağlantılar, duvarlara ağlamalar ve hayali kıvamda ihracatlar. Çoğu doğru aslında ve ne çirkin durumlara düşmüşüz haberimiz yok. Muhalefetler aciz durumda bana göre. Onlar yiyemediği için paraları bebek gibi ıngalıyorlar kimi zaman. Kimi zaman da o maneviyat namına ülkeyi yıkmaya çabalıyorlar. Kudretli olmak için ezilemeyecek şey yok demek istiyorlar.

Yani, "Mevzubahis para ise Millet teferruattır" sloganını benimsiyorlar.

He Hükümeti söylemiyorum bile, onun durumu ayrı bir kitap olur, satır atladım şimdik o konuya...

Hatıra bırakılan batık bir ülke konumunu görecek kadar yaşlanmayacağım sanırım. Ya erkenden öleceğim sıkıntılara dayanamayarak ya da batığın altında ezilip silineceğim. Nolurdu şu ülkenin başına yemeyen biri otursa, ne olurdu oturanlarda bir şekilde öldürülmese. Nerde hata yapıyoruz neyi çözümleyemiyoruz anlayamadığım, anlayacakmışız gibi de durmuyor...

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Son yıllarda da bir şey moda oldu. Vatan haini ile kahramanlık aynı çatı altına alındı ve savunucuları da gitgide arttı. Özellikle gelişme çağında ki gençler bunu savunuyorlar. Daha bir şey bilmeden ağabeylerinden, ablalarından duyduklarını Tarih olarak topluma sunmaya çalışıyorlar.

Milletin üniformalı askerine, polisine kurşun sıkanlar, bir ekmek peşinde koşan halkı zor durumda bırakıp zarar verenler, milli serveti elimizden kaçırıp, yok edenler, yüzümüze baka baka bize sövenler, cebimizdekini çalıp sırtımızdan bıçaklayanlar...

Yukarda saydıklarım suçlu ya da Vatan haini değil ha, yanlış anlamayın...

Onlar KAHRAMANLAR ve ülkesi için çalıp çırpan halka bir zıkkım koklatmayan sahte Robin Hood'lar.

Bu ülkede böyle seviliyorsun, sayılıyorsun ve anılıyorsun. Birde bu ülke için önemli biri ile kankalık kurdurdun mu bu kişileri gel keyfim gel.

Mustafa Kemal Atatürk, malum şahsı çok severdi ona Yavrum diye seslenirdi. (Yalana bak, sen o tarihte var mıydın ki, yalancılar)

Ah ah ne desek anlamazlar...


Son sözüm;
Bu ülke de vatan hainleri kahramansa bende vatanını seven biri olarak hain olmaya razıyım...

Yavuz TANRIVERDİ


27.06.2008

Hiç yorum yok: