.jpg)
Kötü adam yine karşınızda...
Kaydı sardım başa, iyilikle çıkılan yolu saptırdım yoldan çıktım. Sansürledim gözlerimi, elimi çektim düşüncelerimi yerle bir ettim. Fikrin şehvetine kapıldım kişiliğimi sattım, ah aldım, namussuzluğun girdabına katıldım, namus kavramını kendimden çaldım. İncecik yağmur ile yürüdüm yollarda, buruk bir sessizlik içinde kaderimden kaçtım. Yüreğin yanından geçti kurşun, değmedi kan gömleğe, kopmadı teller susturmadı saz’ı. Kurşunu yerken beden ben hançeri aldım sırtıma sapladım.
Ben suçluyum. İşte kötü adam karşınızda yargılayın beni. Hakkı bildiğim halde bilgisini saklayan ben. Unut gerçeği ve aydınlığı, bende olan ben. Soysuzluk içinde hiçbir şey olan sadece ben. Dört bir yanımı saran hazin, yağmurla gider diye umarak sokakları arşınladım, yağmur tepemde. Kısacık süre var elimde, lodos bitti, bulutlar karanlığı terk ediyor, güneş kendini göstermek için çabalıyor. Temizlen artık bende olan sen, bırak artık ben’i, aldın alacağını napacaksın bende olan hiçliği. Razı değilsin benden ama beni yakmak için sıradasın. Yakma artık, rahat bırak beni.
Uslan be Halil İbrahim. İsmim ne İbrahim ne de Halil ama bende uslanmıyorum. Susamıyorum geçmişi dillendiremeden, kaçamıyorum beni boğan gecelerden, vazgeçemiyorum içimde ki beni tanımlayan asilikten. Husus derin, fark yok, konu aynı... Ama sus-mak gerekmiş, konu kapatılsın ve sürgü çekilsin geçmişe. Akşamlar aydınlansın, düşüncelerin peşine sual sorulsun, neden ve niçinlere karışsın zindanlar. Hakkımı devredeyim pişmanlıklarıma, ders almayayım geçen ömrümden, dayanamasın kalbim çekip gitsin sevgimden. Yak her şey'i zalim, sırtını dönüp git bu şehirden. Gülümse kaybedişime sinsice, istemem senin gibi haini çevremde.
Ben kendime kötü dedim ya, aslında beni kötülüğe iten çevremi çerçeveleyen kötülüklermiş. Terslik bende sandım "Ya işler hep ters mi gider, bende gidiyor" dedim devamlı. Lanet olsunu çektim içe, gözyaşlarını akıtamadım bile. Hata bende deyip, kaçırdım kendimi kendimden. Yine kaçtım bu sahte benden, varamadım çıkışa, kaçamadım mutluluğa...
Bu kadar kötü ve karanlık şeye rağmen nasıl böyle ayakta kalabildin. Binlerce şükür halime yine de yaşadıklarıma, yaşayacaklarıma. Kendini mahvedecek kadar kötü hissediyorsun bazen ama dank ediyor sonra kafa, son süratla giderken acı bir frenle irkiliyor kalp, kalbin aynasına bürünün surat. Surat a bakıp "Sen kimsin lan" diyorum. Cevap veremiyorum ben yükleniyorum "Kime bu isyan kime bu gurur" diye. Sus pus nefis son radde de şahlanıyor ve diyor:
Acımasız zamandan ve yaşamdan geriye ne kalır. Sen, kendin ve yalnızlığın. Gün yaşlandıkça sen eriyorsun. Dudakların solar,26’sında çökersin. Çocukluğun sonbahar yaprakları gibi dökülür ve hoşça kal der yarınına. Bekler zaman seni. Öldürdüğün zaman değil seni öldüren zaman bu. Hayallerini erteleme dedikçe sen yalnızlığınla baş başa kaldın. Geç kaldın; kalbin üzgün, sen üzgün, gözlerin mahzun, bedenin çökmüş… Adımların seri, sözlerin zehir, davranışların sert, hikâyelerin acımasız… Kötü adam’a büründün kısaca, ne oldun sen…
Vardır bunda bir hikmet, sabret sen…
Yavuz TANRIVERDİ
23.11.2008
.jpg)
2 yorum:
yavuz kardeşim,yazılarının herbirinde kendimeden bir parça buluyorum,ama içine biraz da ışık serp bu satırların....ve hayata da...:)IŞIL
Teşekkür ederim Işıl kardeşim.Işık serpiştireceğim zamanla İnşa'Allah.Sabret...:)
Yorum Gönder