
Ne zor iş-imiş bu kâmillik ve akabinde de insanlık. Biz insan olamadık ki kâmil olalım, hep esiri değil miyiz bir şey'lerin? Hep eğilmemesi gerekenlere eğilmiyor muyuz? Asilerin en tehlikelisi hatta Şeytan'dan bile tehlikeli olan nefsimize uşaklık etmiyor muyuz her zaman? Evet nefis... Şeytan sadece kulağınıza fısır fısır konuşur kötülüğü, büyük olsa da kendisi küçük bir zındıktır bize sundukları. Şeytan sadece vesvese verir. O kadarla kalır ve gerisi seni ilgilendirir. Ama nefis daha tehlikelidir ve sadece senin iradenin sonucudur. Rabbimiz bizi yaratmadan nefsimizi yaratmış ve onunla iman konusunda şu olay geçmiş.
Allah(c.c.) ona "Ben " kimim diye sorduğunda,
Nefis; Sen sensin bende benim demiş. Yani büyüklük taslamış hâşâ, ben senle aynı konumdayım demeye getirmiş. Rabbimiz nefse azap etmiş, işkence çektirmiş. Rivayetlerde bu 1000 yıl olarak söylenir. Tekrar karşısına çıkarmış ve soruyu tekrarlamış, nefis yine şu cevabı vermiş;
"Sen sensin bende benim" demiş. Rabbimiz tekrar azap etmiş nefse, bu 3 defa tekrarlanmış. En son azabından onu aç bırakmış. En sonunda nefis "Sen İlahsın, teksin, her şey'i Yaratansın" demiş. Böyle asi ve güçlü bir düşmanımız var karşımızda. Ama bir o kadarda aciz. Onu eğitmeli, yola sokmalıyız. Derinlere dalmalıyız, dalanları yakalamayız, sevmeliyiz, sonuca ermeliyiz. Bizi çeken ilahiyi görmeli tasavvufu benimsemeliyiz.
Tasavvuf’un içine girmek âlemlere dalmaktır. Masiva’yı (1) anlamaktır. Masiva’nın içinde âlemlerden birini seçmek, seçtiği 5 âlemden birini de İnsan-ı Kamil olarak adlandırmaktır. Görünen âlemde yani zahiri âlemde yürümek, görünmeyen âlemde yani batini âlemde de hissetmektir. Sonra gerçeği bulmak, 18.000 bin âlemin Efendisini gözyaşı ile karşılamaktır., Tohum saçmak, çiçek açmak, dala konmak, gül vermek ve bütünü barındırmak kusursuz cemalinde. O’dur O, sevgililer sevgilisi, Mahmud-u, Ahmed-i, Muhammed-i, herkesin Efendisi (S.a.v.). Hissettin mi içindekileri, o heyecanı ve kararmış kalpte ki hezeyanı, o dik başlı nefiste ki eğilmeyi. Bir bakışı ile içini eritirsin, böyle bir güzele can kurban…
Gördük bazı şeyleri kapı aralığından. Ama daha dur giremedik cezbeye. Sakin ol ve takip et yaşanılanları ve sözcükleri…
Kurtuluş kapısını gözümüz görmez keyifli haldeyken. O her zaman açıktır bize ama biz kör oluruz o bizi çağırırken. Sığınacağımız en güzel liman en güzel kale Zikrullah’tır ama biz sarılırız kendimize. Dağları ben yarattım edası vardır içinde, kim karışabilir sende ki efendiye. Düşman bellememek elde değil kendimizi. Biz Ebrehenin filleri yine biz Ebabil kuşları. Galip belli savaşa ne lüzum var ama anlamaz kör nefis sürer bıçağı dimağına. Yürü seyri süluk’ta(2) yürümüş Mürşid’in peşinden, himmetine sığın, duasına gir. Esareti yırt parça parça, ezeli-ebedi ise aşığın ile tut.
Bu yorgun gönül yanmayla varacaktır sana. Edep, sevdan ile hasretleşecektir. Fikir, âleme rahmet ile şahlanacaktır. İnsana faydalı fikir ve ilim, şifalı bir ot’a benzer. Aşkın suyunu sıktıkça dengesizlikler ve cehaletler yok olur. Lakin faydasız ve şifasız bilim ve de böbürlenmek için yapılan ilim zehirlerin hasıdır. Şifası yoktur, sonucu kötüdür. En büyük hastalık budur. (3)
İfrat, tefrit’e kızacak o vakit; kabahati azlıkta bulacak çokluğu sonlandıracak. Umursamayacak nizamı içinde ki şehvet, hareketsiz dağlara haykıracak isyanını. Lakin bilmezdir dağlarında bulutlar gibi hareket halinde olduğunu ve her daim “Ya Hay” dediğini. (4)
İradeli olmanın ve nefsine hükmetmenin çabası vallahi zordur. Ve vallahi ki bunu başarmanın güzelliği çoktur.
Rabbine tam teslimiyetten geçer bunun yolu ve sevmektir bunun özü. Şah-ı Nakşibendî Hazretleri (K.s.) çölde bir bukalemun görür ve o sıcakta hiç hareket etmediğini fark eder. Bukalemun tam bir teslimiyet içersindedir ona hayat verene, onun hikmeti adedince nefes alır ve hayatını sürdürür. Şah-ı Nakşibendî Hazretleri (K.s.) işte böyle teslim olmak için düşer yollara. 7 nefs teskiyesi (5) kademesi içinde nefsi emmareden (6) başlar nefsi teskiyeye uzanan kâmillik yolunda Mürşid-i Kamilliğe ulaşma çabasına girer. Çok zor bir yoldur. Nefsini ezmek için yıllarca yollar temizlenir, kapı kapı dolaşılır hizmet için. 1 elma için 1 yıl hizmet edilir elma sahibine. Sırf helallik için sırf nefsini yola getirmek için. Yine o büyük zat, ondan keramet isteyenler öyle büyük tevazu ile cevap vermiştir ki; “Bizim kerametimiz açıktır. Bu kadar günah ile yeryüzünde yürümemizden büyük keramet mi olur. Kendini seyrün ila'llah ‘a (7) adayan ve bu yolda insan-ı kâmilliği aşıp Mürşid’i Kamilliğe eren Şah-ı Nakşibendî’ye selamlar olsun…
Selamlar olsun İnsan-ı kâmil olma yolunda ilerleyenlere. Bu yolda ilerlerken bir Mürşid-i Kamil’i sevenlere. Ve ona bağlanıp ona ulaşanlara…
1) Masiva: Dünya, kâinat, tasavvufta âlem. Allah'tan başka her şey demektir
2) Seyr-i Süluk: İnsanın tasavvuf disiplini altında yürüyüşünü ifade eden bir terimdir.
3) İnsanları küçümsemek için ilim öğrenme. İşte en şifasız, en büyük hastalık budur (Bisr-i Hafi k.s.)
4) Sen dağları hareketsizmiş gibi görürsün, oysa onlar bulutlar gibi hareket halindedir. Allah(c.c.)
5) Nefis Teskiyesi: Temizlenmiş olan nefise verilen isim.
6) Nefs-i Emmare: Varlığın insan-ı kâmil mertebesine ulaşabilmesi için aşması gereken basamaktır
7) Seyrün ila’llah: Mevla’yı bulma yolu
Yavuz TANRIVERDİ
02.01.2009
.jpg)
2 yorum:
güzel bi yazı, Bu da nefsinin hoşuna gider. nefsini sevindirmeyeyim, boş teneke güzel bi ritim tutturmussun diyeyim.ALLAH YARDIMCIN OLSUN.
EyvAllah,Allah razı olsun :)
Hangi Ömer'sin sen.Yorumunu sevdim ama seni tanıyamadım :)
Yorum Gönder