15 Şubat 2009 Pazar

Sevgililer gününüz kutlu olsun mu?




Sevgililer gününüz kutlu olsun...

Pardon, zina günü mü deseydim acaba?

Kırmızı gül ile kaybedilen namus kavramı,

Uçkurun bir dolmuş taksi ile dürtüldüğü bir gece...

Sözlerim biraz ağır ama doldum taştım ne yapayım.

Mahallemizin arka tarafında ki boş arazilerde ki bir sürü park etmiş arabaları görünce daralmamak elde değil.

Kızlı erkekli gruplar, araba içlerinde sevgililiklerini ırzlarını vererek kutluyorlar.

Çağdaş insanlara göre önemsiz bir konu ama biz geri kafalıyız napalım, yermeden duramıyoruz.

Sokak ortasında sarmaş dolaş, birbirlerinin içine girmiş gençler ve onları izleyen ergenlikte ki dingiller.

Aile, ahlak, inanç, kültür bir girdabın içine düşmüşler sosyalleşme ayağına.

Gençler "Ben özgürüm" nidasıyla haykırmış sistemin çarklarına

Çarklar kırılmış, sistem cortlamış

Ahlak sıfırlanmış.

Altı uyumakla meşgul, üstü de boğazda turda olan bedenleri gördükçe,

"Ulan ben miyim sorunlu yoksa sorun mu beni sorumlu gösteriyor"

Çözemedim, bilemedim ve bilemeyeceğimde.

Yaşasın Emniyet güçleri

Of of Balyoz ekibi de gelmiş.

Çarpık ilişki içinde olupta helak olan kavimler vardı

Nasıl haldeler ise o halde helak oldular ya

Bunlarda polislere öyle yakalandılar işte.

"Gülümseyin" , resminizi çektik.

Yarın Playboy olmasa da Bulvar gazetesinin ana sayfasına çıkarsınız.

Çok ağır sözler mi söyledim acaba?

Yok yok, ağırlığı kaldıramayan nokta nokta hatta bir nokta daha

Kısaca 3 nokta yan yana :)

İrticacı ya da şeriatçı olduğumu iddia edip, tepki de vereceksiniz.

O arabaları ve görüntüyü siz görüpte mideniz kaldıracaksa

Ben her tepkinize razıyım.

Ve neyse ile sonlandıralım sözleri...

Sevgililer gününüz kutlu olsun mu?

Dikkat !!!

Arabadan inerken uçkurunuzu bağlamayı unutmayın... :)

14 Şubat 2009

Yavuz TANRIVERDİ

14 Şubat 2009 Cumartesi

Başlı başına bir şaheserdir, insan...





İnsan !!!

Başlı başına şaheser bir yaratık. Ne başı belli ne sonu belli yaratılan bedenin. Dünyayı 3 tur dönecek kadar damar barındırırız bünyemizde, kâinatı anlatmaya yetecek kadar bilgi sığdırırız beynimize. Hepsi de bir derinin içinde, bir bedenin yönetiminde...

Bir güç var içimizde, ne akıl ne organlarımız idrak edebilir, belirtileri izler bizi sonuca götürse de. Tıkanıp kalırız belirsizliğin son raddesinde. İçimize hapsettiğimiz ruh çırpınsa da beni çıkarın diye ve kalbimiz sessizce haykırsa da Ya Rab diye, duymayız kalbin sesini ve kaale almayız ruhun esaretini.

Evrenin en büyük ve en etkileyici gücüne sahiptir insan. Bu ne silah, ne para, ne mevkidir...

Bu düşüncedir!

Sizi yöneten, sizi geliştiren ve sizi olmanızı istediğiniz konuma getiren zahiri olarak düşüncedir. Düşünce çok etkilidir ve gereklidir. Bazen kayboluruz düşünce vadilerinin içlerinde, derinlere dalarız, zevkimize uygun olan rüyada da kalırız. Ama bilmeyiz bizi şekillendirenin o düşünceler olduğunu. Tabi iyi bir kontrol ve dikkat ile ereriz bu düşüncenin kalıplarına. Gide gide Bağdat bulunduğu gibi düşüne düşüne de idrak olunur. Hindi gibi düşünmeyin yalnız, boş boş. Beyninizi yönetin ve başarının anahtarını ilk süliyetlerle belirleyin. Gözlerin kapalı olması ile uyanın ve olması gerekene yol alın. İnsan düşüncesi ile çoğu şeyi egale edebilir.

İnsanı bıraktım, hayvanlar bile düşünerek, görerek bir şeyler başarabilirler. Bu bizi oluşturan ve geliştiren genler ile alakalıdır. Genler, bukalemun gibi bir varlıktır. Şekilden şekile girer, o senin dışa vurumundur ama içindedir. İnsanın ve de diğer canlıların ahlaki yapısına, düşünce yapısına, davranışlarına göre şekil alır. Hayatımızın parçaları genler ile önümüze ışık olur, dümenimize yön verir. Buna rağmen milyonlarca genimiz boşta gezer, bürünecek süliet ararlar.

Bununla ilgili bilim adamları hayvanlar üzerinde şu deneyi yapmışlar;

Bir ülkede sadece beyaz ve siyah büyük baş hayvan var. Yeni doğanlarda hep bu şekilde doğuyor. Genetik ile uğraşan bilim adamları hayvanların su içtikleri yalağın yanına bir inek heykeli yapmışlar. Siyah ve beyazdan oluşan bu heykele, su içmeye gelen her hayvan dikkatlice bakmış ve incelemiş. Bir süre sonra yeni doğumlar olduğunda, yeni doğan hayvanların siyah-beyaz olarak doğdukları gözlenmiş.

Beyni olmadıkları ile adlandırılan hayvan mahlûkatı bile bunu bilmeden de idrak edebilmişse biz akıl ekseni etrafında yeşillenen insanoğlu da bir şeyleri kavrama da bir takım işler başarabiliriz belki...

Durgun suyu bulandırmaya da gerek yok derseniz, sözümü keserim ve bir batında söylerim dilimin ucundakileri. Ama anlayamazsınız ki!

Bende anlayamadım ve idrak edemedim çoğu şeyi çünkü...

İnsan !!!

Darwin gibi ne maymundan gelmiştir ne de leylekler gagalarında getirmiştir.

İnsan !!!

Başlı başına bir şaheserdir. Bunu idrak etmek pekte zor değildir...

Yavuz TANRIVERDİ

14.02.2009

10 Şubat 2009 Salı

İçten Allah (c.c.) de...




Yola çıktım bir sabah. Uzunca sürdü, sonu yoktu sandım, sabrımı epeyce zorladım. Yorucu ve sıkıntılıydı gidiş. Kasvetli ve stresliydi her nefes alış-veriş. Bu 1.bölüm ve gereksizdi ve gereksizmiş bu durum...

Geldim artık ait olduğum yere, nereyi anlatsam nasıl anlatsam bilemiyorum. Kelimeler yetersiz kalır ben sadece bunu biliyorum...

Basamak basamak atladım merdivenleri, kokusunu aldım cemalinin heybetini, kalem aldım yazdım gönlüme nakş edilen duygularımı.

Bir misk'in ve hayratın taa dibine kadar gittim. Bir nefes çekip bir yudum aldım. Tadı damağımda huzuru peşimde kaldı. Tertemiz olup geldim. Aşk'ın tanımını şimdi yaptım. Allah için sevmenin idrakini şimdi yaşadım. Ben o aşk ve muhabbetin içine düştüm, bu gönül pazarından çıkmamak için misk'e sarıldım da sarıldım. Hoş olur gönül abad olur ömür. İsyan eder nefis yıkılır zulüm. Gaflet içinde ki kalp silkelenir kirlerden ve eritir ona bağlı günahları, Rabbin izniyle...

Ben halden hal'e girdim...

Benim halim, bu kapıda olupta hal olanların en hafif hali
Yandık, şaşkına döndük, nedir bunun böyle kalma hali
Teslim etmiyoruz kendimizi
İnat edip, diretiyoruz
İçimizde ki şeytanı besliyoruz.
Allah rızası için her şey
Allah lafzı ile başlar her şey.
Zikr'in ne kadar zevkli olduğunu bilse insan kopmak istemez asla
Allah lafzını kalbine söyletmek için kıvranan insanları gördükçe daha aşka geliyorum.
1 vakit namazın bilerek
Keyfi kaçırılmasının ne kadar büyük günah olduğunu bilse insan
Korkudan saatlerden gözlerini ayırmaz
Bunu öğreniyorum.


Müflise uğramış bir ruh, müflis olmuş bir yürek. Ufuklara göz geçirip arama istediğini, gönlüne söz geçir yeter. Sen gerçek müflisi; zengin iken fakir düşen mi sanarsın? Yüksekten düşüp kolunu bacağını kıran mı sanarsın? Şaşma! Gerçek müflis imanlıyken son anında şeytana yenik düşüp imansız gidendir. Vay onun haline vay bizim halimize. Bir bardak suya satarız imanımızı son radde de.

O anda elinden tutacak bir Dost ararsın onu da Sultan makamına koyarsın. Seversin seversin ve ağlarsın. Şükür dersin, şükür edersin. Şefaat için, dostluk için...

Yandık, kurban olduğum. Şaşkına döndük, yolu saptırdık. Al, götür bizi ön saflara, işle içimize nakış nakış ilmi, çıkar kursağımızdan bizi yok eden zulmeti. Nazarın altında erit, rahmetin doğru yola bir geçit.

Günahkârım diye ağlama ve üzülme. Kötülüğe yol aldım diye vazgeçme. Dua et yeter ki, iste, istigfar et, tövbe et. Rabbim merhametlilerin en merhametlisidir. O, Resulullah'ın en sevdiği kişilerden olan amcasını öldüren Hz. Vahşi’yi bile affetti. O, Ömrü boyunca düşman kesilip ölmeden iman edenleri de affetti. Teslim olma nefsine, vazgeçme. Dua et yeter ki. O affeder...

Nasıl bir âlemdesin, çabucak geçer zaman. Çağlayan gibi akar gider bu yaşadığın an. Aşk'a tutuluruz lakin göremeyiz kime âşık olduğumuzu. Maddelere sunarız aşkımızı ve sarf ederiz hakikatimizi. Ruhlara büründürürüz gözlerimizle görmek istediğimizi, lakin beceremeyiz ve yapamayız. Dünya yalancıdır, onu sevmekte yalandır. Maddeler riyakârdır, kördür ve tembeldir...

Toprak tembel, en verimli toprak olsa bile sürmesen verim vermez.
Su riyakârdır, her girdiği kabın şeklini alır.
Ateş tanımaz kimseyi, onu yakanı bile tanımaz alır içine yakar.

Bu gördüklerinle düşme isyana ve huzursuzluğa. Maddenin arkasındakini gör, uyan derim ben sana kısaca...

Sevilecek tek şey var bu dünya da, O'da Allah'tır. Onun Peygamberine âşık olmak, onun evliyaullahına âşık olmak, onun dostlarına âşık olmaktır.

Bunun içinde kalbi, önce tahliye edip yani temizleyip sonra da tagliye yani parlatıp, olması gerekeni gün yüzüne çıkartmak gerekir.

Mahşer-i Kübra da Efendimizin sancağı altında azaplardan uzak kalmak Allah dostları ile yan yana olmak ve boynumuzu bükük koymamak için; İçten Allah (c.c.) de…


Yavuz TANRIVERDİ

10.02.2009