
Yola çıktım bir sabah. Uzunca sürdü, sonu yoktu sandım, sabrımı epeyce zorladım. Yorucu ve sıkıntılıydı gidiş. Kasvetli ve stresliydi her nefes alış-veriş. Bu 1.bölüm ve gereksizdi ve gereksizmiş bu durum...
Geldim artık ait olduğum yere, nereyi anlatsam nasıl anlatsam bilemiyorum. Kelimeler yetersiz kalır ben sadece bunu biliyorum...
Basamak basamak atladım merdivenleri, kokusunu aldım cemalinin heybetini, kalem aldım yazdım gönlüme nakş edilen duygularımı.
Bir misk'in ve hayratın taa dibine kadar gittim. Bir nefes çekip bir yudum aldım. Tadı damağımda huzuru peşimde kaldı. Tertemiz olup geldim. Aşk'ın tanımını şimdi yaptım. Allah için sevmenin idrakini şimdi yaşadım. Ben o aşk ve muhabbetin içine düştüm, bu gönül pazarından çıkmamak için misk'e sarıldım da sarıldım. Hoş olur gönül abad olur ömür. İsyan eder nefis yıkılır zulüm. Gaflet içinde ki kalp silkelenir kirlerden ve eritir ona bağlı günahları, Rabbin izniyle...
Ben halden hal'e girdim...
Benim halim, bu kapıda olupta hal olanların en hafif hali
Yandık, şaşkına döndük, nedir bunun böyle kalma hali
Teslim etmiyoruz kendimizi
İnat edip, diretiyoruz
İçimizde ki şeytanı besliyoruz.
Allah rızası için her şey
Allah lafzı ile başlar her şey.
Zikr'in ne kadar zevkli olduğunu bilse insan kopmak istemez asla
Allah lafzını kalbine söyletmek için kıvranan insanları gördükçe daha aşka geliyorum.
1 vakit namazın bilerek
Keyfi kaçırılmasının ne kadar büyük günah olduğunu bilse insan
Korkudan saatlerden gözlerini ayırmaz
Bunu öğreniyorum.
Müflise uğramış bir ruh, müflis olmuş bir yürek. Ufuklara göz geçirip arama istediğini, gönlüne söz geçir yeter. Sen gerçek müflisi; zengin iken fakir düşen mi sanarsın? Yüksekten düşüp kolunu bacağını kıran mı sanarsın? Şaşma! Gerçek müflis imanlıyken son anında şeytana yenik düşüp imansız gidendir. Vay onun haline vay bizim halimize. Bir bardak suya satarız imanımızı son radde de.
O anda elinden tutacak bir Dost ararsın onu da Sultan makamına koyarsın. Seversin seversin ve ağlarsın. Şükür dersin, şükür edersin. Şefaat için, dostluk için...
Yandık, kurban olduğum. Şaşkına döndük, yolu saptırdık. Al, götür bizi ön saflara, işle içimize nakış nakış ilmi, çıkar kursağımızdan bizi yok eden zulmeti. Nazarın altında erit, rahmetin doğru yola bir geçit.
Günahkârım diye ağlama ve üzülme. Kötülüğe yol aldım diye vazgeçme. Dua et yeter ki, iste, istigfar et, tövbe et. Rabbim merhametlilerin en merhametlisidir. O, Resulullah'ın en sevdiği kişilerden olan amcasını öldüren Hz. Vahşi’yi bile affetti. O, Ömrü boyunca düşman kesilip ölmeden iman edenleri de affetti. Teslim olma nefsine, vazgeçme. Dua et yeter ki. O affeder...
Nasıl bir âlemdesin, çabucak geçer zaman. Çağlayan gibi akar gider bu yaşadığın an. Aşk'a tutuluruz lakin göremeyiz kime âşık olduğumuzu. Maddelere sunarız aşkımızı ve sarf ederiz hakikatimizi. Ruhlara büründürürüz gözlerimizle görmek istediğimizi, lakin beceremeyiz ve yapamayız. Dünya yalancıdır, onu sevmekte yalandır. Maddeler riyakârdır, kördür ve tembeldir...
Toprak tembel, en verimli toprak olsa bile sürmesen verim vermez.
Su riyakârdır, her girdiği kabın şeklini alır.
Ateş tanımaz kimseyi, onu yakanı bile tanımaz alır içine yakar.
Bu gördüklerinle düşme isyana ve huzursuzluğa. Maddenin arkasındakini gör, uyan derim ben sana kısaca...
Sevilecek tek şey var bu dünya da, O'da Allah'tır. Onun Peygamberine âşık olmak, onun evliyaullahına âşık olmak, onun dostlarına âşık olmaktır.
Bunun içinde kalbi, önce tahliye edip yani temizleyip sonra da tagliye yani parlatıp, olması gerekeni gün yüzüne çıkartmak gerekir.
Mahşer-i Kübra da Efendimizin sancağı altında azaplardan uzak kalmak Allah dostları ile yan yana olmak ve boynumuzu bükük koymamak için; İçten Allah (c.c.) de…
Yavuz TANRIVERDİ
10.02.2009
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder