
Ve son Reis de öldü...
Ne çok kullandık biz bu üç noktalı bitmeyen cümleyi. Birer birer kaybettik hepsini ve verdik toprağa. En sonuncusunu da kaybettik karlı bir dağda...
Seneler öncesi;
Başbuğdan kopuşu ile tavır takınmıştım ve tepki vermiştim sana. Toydum, cahildim, kendimi tam olgunlaştıramamış bir Ülkücüydüm. Ancak kopuşun içeriğini o zamana şahit olan bir büyüğümden öğrenince bu tavrımdan ve küslüğümden vazgeçmiştim. Ama biz haliyle Başbuğdan kopmadık, kopamadık. Başbuğ rahmetli olunca ve ağırlayınca onu karlı bir günde, boşluğa düştük. Yine devam ettik partimize, davamıza, duruşumuza. Lakin uyum sağlayamadık yeni lidere. Ya biz farklıydık ya da yeni oluşumun farklılığıydık. Koptuk, çözüldük ve de ayrıldık. Kendimizi Güllerin simgelediği bir partinin kollarına attık. Kucaklandık. Yeniden doğduk, tertemiz olduk. Hem İslami buram buram hissettik hem de Türklüğümüzü akın akın ilerlettik. Alperen olduk ama Ülkücüyüz demekten geri kalmadık. Çünkü biz Ülkücüydük...
Bazen kızdık ona yukarı da Allah var. Başka partilere yaklaştı diye, istemediğimiz sözler sarf etti diye. Kopuşlar yaşar gibi olduk. Sonra "Ulan" dedik içimizden,"Ne yapıyorsun cahil herif" diye. Reis'e, öndere, bu davanın son kalesine küsülür mü? Ne olursa olsun kopmadık, bırakmadık. O yoksa kime tutunacaktık ki biz...
Türk-İslam ülküsünün yeni savunucusu seni addettik, bunlara laf söyleyenlere hançerimizi gösterdik. Ölürüz dedik bundan da korkmadık. Ölmeyi bayılmak sanmadığımızı, bu vatan için bu din için ölenler ile gösterdik. Yıldırılmaya çalışıldık yılmadık, suikastler geçirdik korkmadık, hükmedilmeye çalışıldık ezilmedik, kullanılmaya çalışıldık yemedik. Öleceğimizi bile bile bu yola baş koyduk da yine vazgeçmedik... Çünkü bunları senden öğrendik…
Bu fani dünyada misafir olduğumuzu bildiğimiz halde senin öleceğini de hiç aklımıza getirmedik...
Davamıza senden başkası sahip çıkamaz dedik, seni sevdik, seni seveni sevdik. Duruşunu sevdik, görüşünü sevdik, ahlakını sevdik. Sende Başbuğ'una riayet ettin onun gibi karlı günde karlı bir yerde terk ettin bizi... Gözlerimiz yaşlı şimdi. Yaşları silmekte içimden gelmiyor...
Gül kurudu, hilal büzüldü, kurtlar uludu, alperenler sustu, ülkücüler üzüldü ve bir çınar daha Hakkın yanına göçtü...
Ne desem, ne konuşsam boş artık. Gözler nemli her adını duyuşta, gözler nemli donduğunu duyunca. Hıçkırmaya az kaldı ve Reis. Rabbimin yanına nur yüzle çık, Efendimize selam söyle ve bu yanağımdan dökülen gözyaşlarını da al götür ve bizi bekle...
Davamızın son önderi; Sofi’m, Kurbanım, Başkanım, Reisim... Haklarımız sana helaldir. Rabbim yüzünü ak eylesin, mekânın Cennet-ül Kübra olsun...
Yavuz TANRIVERDİ
28.03.2009
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder