Çok kısa yazıyorum bu sefer!
Tükenmedim, yanlış anlama benliğim.
Uzun uzadıya anlatılmaz benim derdim...
Gün bugün.
Yarın çok geç,
Gelecek hiç gelmeyecek.
Sevmek bir nimet,
Aşk bir hikmet,
Sana uzatılan bu eli seç.
Gel,
Gitme uzaklara,
Ellerimi açtım semaya.
Gözler yaş oldu aktı,
Çıkamadım yarına.
Ben dündeyim,
Dünde kaldım.
Bıraktığın yerdeyim,
Seni beklemekteyim.
Ne olursun gel,
Seni özlemekteyim.
Zaman kısa,
Yaşlandı ruhum,
Beyazladı saçlarım.
Dayanmakta zorlanmaktayım,
Eskilerden medet ummaktayım,
Sevmenin ceremesini
Acılarla atlatmaktayım.
Darmadağın olmanın
Sonucuna
Çaresiz katlanmaktayım.
Gün, dündü.
Bugünden geçti
Yarın hiç olmadı
Gelecek ise,
Şimdiden sonlandı…
22.06.2009
Yavuz TANRIVERDİ
Gitti güzel...
Gitti didarımın nur timsali.
Gitti gözümün çiğ damla yaşı.
Gitti evet...
Nuh tufanı ile gitti ve gelmedi.
Suya gömüldü ama kaybolmadı,
O, sadece gitti.
Hiçbir şey almadı giderken ve hiçbir şey de vermedi susuzluktan kurumuş elime ve yalnız kalmış kimsesiz benliğime. Ne denizin karartısı gibi çılgın bir ben var içerimde ne de huzurun sessizliği gibi dingin bu kalp var göğsümde ki kafesin içinde. Ne pişmanlık ne de kızgınlık var lügatım da. Hissiz bir duvar neyse bu dökülen gözyaşları da öyle. Sert ve tepkisiz, yanaklarımdan süzülmesine rağmen...
Doyurmadı ki hiçlik beni, düşümde gördüm seni, kime anlatsam bu hisleri. Fazlalık ben'im diye düşünüp, düşündüm düşlerden ve nefes almaktan çıkmayı. Olmayacak şeylerle israf etmek istemedim bu sonu olmayan masalı. Balıklara sarkıtılan oltanın ucunda, denize yol alan kurban gibi çaresizim. Her halükarda sonlandırırlar sandım bu nefesimi. Fark etmedi. Her halükarda kaybettim geçmişimi, istediğimi ve gerçeğimi...
Ben birini sevdim.
Ve o birini kalbime gömdüm.
Şimdi, istesemde çıkaramıyorum, çıkartamıyorum.
Unutmak istiyorum, oda olmuyor.
Ben-kalbim ve sevgim varız ama o yok maalesef.
Sonra boşluğa düştüm.
Ve birini gördüm yine ama bu sefer o farklı biriydi.
Kalbim meyletti
Sevdim sandım
Nefsanî bir sevgi olduğunu kalbimin sızısıyla anladım
Kalbim hala eskideydi çünkü
Her şey'i sildim
Ama kalbimde ki hisleri silemedim.
Ve yine maalesef diyorum isteksizce.
İsteklerimi kenara bıraktım maaleseflerin acısı altında. "Yavuz" dedim kendi kendime, " 27'sin, hayatın ince çizgisindesin, yabani isteklerin içindesin, azgınlığının mutmain olmadığı bedenin içersindesin, bu işten muzdarip misin? Yoksa kendini kaybetmiş misin? Sen nesin? İstediklerinin kölesi misin yoksa boynuna halka takan tahammülsüzlüğünün esiri misin?" Soruların ve çıkmaz sokakların çıkmazı altında terledim. Nem'in %100'e vurduğu bu dünyalığın içinde boğuldum. Kapandı kapılar surata ve döndüm kendime, şu soruyu sordum , " Ben ne oldum?"
Sınavın çetindi, hep baraj altında ve sınırlarda tozdun. Sabretmedin, şükretmedin, çalışmadığın halde başarı istedin. Herkesin seni sevmesini bekledin. Kaybetmeyi istemedin ama kaybettin. Kaybedince de "Ah" dedin. O ah yetmedi sonra sana, onları "Keşke"'lere çevirdin. Eridin, büzüldün, üzüldün ama gerçeği göremedin. Sevgiyi kalbine nakşetmeyi öğrenemedin. Sevdiğini, sevginle tutmayı beceremedin…
Zaman denen kavram senin düşüncelerinle ve istediklerinle ilerlemiyor. Seni yönetemiyorsun zamanı, olanları, yaşadıklarını, yaşayacaklarını. Bu satırları bitirdikten sonra hayatta kalacağımız ne malum, nefes alabileceğin ne kadar kesin. Sen, o gelecek zamanı beklerken, bedenin içinde ki sen, şuan yok olabilir. Sayfaların karalandığı gibi karanlığa bürünüyor beyaz sayfaların aynı seni terk eden saçların gibi. Koş... Geriye koşmakla kurtulamazsın tökezleyeceğin taşlı yollardan. Koşmakla kaçamazsın canını yakan yanlışlardan. Dur... Şimdi dur, lütfen. İfrit'ine dur de. Nefsine dur de. Kendine dur de. Terk et içine aldığın gafleti, nefreti, pisliği, şehveti. Aklında olsun, sonlu hayatın, sonlandıktan sonraki gerçeği...
Zamanını iyi kullanamadın sen. İster geri sar ister ileri git, istersen koş istersen dur. Gafletin bürümüş kalbini, şehvetin kör etmiş sevgini, pisliğin bulamış nimetini, nefretin yok etmiş gerçeğini… Kaybettin sen ve gitti güzel…
Gitti güzel…
Gitti gönlümün son damlası.
Gitti ruhumun asi yanı
Gitti evet.
Susuz çöllere daldı ve geri gelmedi
Susuz kaldı ama susuzluktan ölmedi,
O, sadece gitti…
16.06.2009
Yavuz TANRIVERDİ

Cihan kar etmiyor
İçimde ki bu derin suskunluğa
Bir çıkış arıyorum devamlı
Beni götürsün diye ebedi sonsuzluğa
Üzgünlük, bana eskilerden kalan bir uhdeydi
Bu çözemediğim, kaybedemediğim bir duyguydu
Soruları sorduğum anda değişti duygular
Geçiş olmalıydı eski ben'den yeni ben'e
Ben, eski ben değilim
Artık kötümser, isyankâr biri yok içimde
Benden beslenenleri öldürdüm
Ölüsünden yeni bir ben yazdım beyaz kâğıda
Baştan aşağı ben, içinde kara leke olmayan bir ben
Duygularını gözyaşlarına akıttıran yaslı ben
Kelimelerin yetersiz kaldığı anda da susan bir ben
Ben diye diye biz demeyi öğrenen bir ben
İşte o benim, biz de ki ben'i gören ben.
Birde hep kendimle uğraşırım ben
Uğraşacak neyim var ki kendimden başka
Ne buldukta ne kazandık bu zamanda aşkta
Ömür gidiyor, yaş haddinde
Siyah saç kalmadı ki bu ağarmış başta.
Sevilmeyen insanlardan yeriz yafta
Yaşarken yazıp-çizme çabası boşa
Öldükten sonra ünlenmemiş midir Franz Kafka
Beyinler bitik, entelektüeller olmuş hasta
Çok kitap okuyanlar hiç'e bürünmüş
Ego'lar tatmin olmamış, ruhlar yasta
Kelimelerin istemsiz çıktığı vakitte
Ne doğrular kalır ne de yalanlar yatsıyı bekler
Seyir halindedir sapanla benliklerine taş atanlar
Taarruzdadır taşlar, atanların başlarını yarar
Son sözde dönekleşir insan, şaşar ve de beşer
Acizdir o, inkâra rağmen cenneti ister.
Cevapları bulunca bir adım öne çıktım
Hakk'ı aradım, aradığım yollara sarıldım
Bende ki bu matem'i yolların tozuna serdim
Maskelerin büründüğü isyanı keşkelerle boşluğa saldım
Düşlerimi süsleyip, gördüğüm simaları hatırama aldım
Geçmişe bağlayan izleri gözyaşları ile sildim
Sonra ışığa bakıp tebessüm ettim
Ve dedim;
"Bu güzeli ben sevdim"
"Bu yolu ben seçtim"
"Bu ben'im"
"Bu bizde ki ben"
"Bu hamus ben"
"Bu âşık ben"
23.05.2009
Yavuz TANRIVERDİ
Bölüm–1
Mutsuzum bu sıralar...
Sus! Konuşma hiçlik
Dur! Gitme benden benlik
Sevmesin güzelliğimi çirkinlik
Kalmasın yüzümde tebessüm
Çarpmasın kalbimi güzellik
Sakın! Anmasın dostlarım beni
Aramasınlar bedbaht yüzümü
Hissetmesinler üzgün gülüşümü
İzlemesinler içten içe ölüşümü
Sırtını çevirsin bakışlar
Görmesinler berbat düşüşümü
Bak! Yırt aynada ki şeklini
Yok say seni ezen geçmişini
Ateşle yalnızlığının fitilini
Patlasa da ihtişamın
Örtemez dört tarafa yayılan gerçeğini
Bölüm–2
Uzat elini karanlık kişi...
Kalk yerinden sessizce
Hiç arkana bakmadan yürü
Ağlama sakın
Ya da ses çıkarma
Beni durduk yere katilin yapma.
Kaldır kafanı
Aç güzel gözlerini
Neden burada olduğuma karışma
İşte kötü adam karşında
Canım burnumda
İblisim kanımda
Beslediğim yılanlar koynumda
Korkum kaçmakta
Ve dostlarım yok olmakta.
Tek'im
Çaresiz'im
Hissiz'im
Kendimleyim
Ve kaybolmuşum.
Gözleri güzel,
Uzat elini bu kötü adama
Bölüm–3
Yalnızlık...
Dur!
Bir başıma çıkamam bu yalnızlıktan,
Geri dönemem, bıraktığım ıssız sabahlara
Ve soramam bu boşluğun nedenini kendime
Ne yapsam da çare bulamıyorum derdime.
Bölüm–4
Hasret...
Elim titrek bu sıralar yine
Gözler buğulu, gönül gamlı
Talan oldu düşler, ayrı düştü hisler
Ne yapsam ne etsem geri gelmiyor gidenler.
Tez geldi hasret yok oldu muhabbet
Yandı can, sustu bu deli yürek
Yetinmedi bu bende ki alçak nefret.
Bölüm–5
Final... Susmak...
Yazamıyorum eskisi gibi
Hayatı, yaşantımı, nefes alışımı
Şair ruhunu ifade eden benlik soldu
Beni dinleyen beni anlayan
Cefakâr kelimelerim birer birer yok oldu
Hezeyan'a uğradı kalbim
Noktayı koyamadı sevgim
Umut vermedi çırpınışlarım
Ve dinlemedi beni
Çaresiz haykırışlarım.
Yazmayacağım artık sende ki beni
Anmayacağım artık bende ki seni
Susmak öldürür mü benden gideni
Çok konuşmak bitirir mi hain nefsimi.
Ben susmayı tercih ediyorum
Artık yazmıyorum
Ve susuyorum...
05.06.2009
Yavuz TANRIVERDİ