13 Eylül 2009 Pazar

Masivadan Kurtulma Çabasındayım




Tutunduğumuz dallar bizi kaldırabilecek güçteler mi? Saklandığımız ağaçların gölgeleri değerimizi biliyor mu? Vaktin kısa olduğunu fütursuzca düşünen akıl, gerçekliği idrak edebiliyor mu?

Soru soru soru... Cevabı ne ben verebilirim ne de listeleyebilirim anlamlarını...

Mutlu olma çabasında hatalara bürünürüz, kusursuz ve sınırsız şeyler isteriz. Göbeğimizin büyüklüğünden, yüksek dağlarla arkadaşlık ederiz, elini uzatan küçük hedefleri de elimizin tersiyle iteriz. Gayret etmeden değerimizin biçilmesini isteriz, yediğimiz tokatın tepkisi olan gözyaşını görmeden de çekip gideriz. Tamamen mutlu olmak, kusursuz yola saçılmak hiçbir insan da olmaz. Düşlerde kavuşulamayan hatıralar kolay anlaşılmaz. Suallerin cevabına kopya çekilerek ulaşılmaz. Sevginin sonucuna sırt dönülerek varılmaz. Vakti, ne kadar çevirirsen çevir, akrep ve yelkovan dışında sana yeni bir sonuç çıkmaz.


Hissizliğin ne kadar kötü bir şey olduğunu bilmediğin için çok kolay geliyor sana bazı tepkiler. Çözümsüzsün, sonuçsuzsun, kararsızsın... Kararsızlık insanı uçuruma götürür, çözümsüzlük alır uçuruma getirir, sonuçsuzluk elinde olan aklını yer, bitirir. Dikkat et, dik dur, yolunu seç ve sırtını bana yaslama. Başıbozuk bir ipin ucunu tutuyorum, ne sağım belli ne solum, ne yolum belli ne tavrım. Uzak dur benden, ben senin katilin olamam...

Her şey göründüğü gibi değildir, her görüleni de her kişi farklı yorumlar. Ben görünenin arkasındakini görmeye çalışıyorum. Senin baktığın bir resimde ben değişik şeyler görürüm, sen gördüğümü kavrayamazsın. Sen sevgimi anlayamazsın. Sen duygularımı taşıyamazsın. İçimde ki ben olan sen, sen hiçbir şey değilsin. Set çekebilirsin benliğimle sevgime, tekte geçemem seni biliyorum ve karşında acizde kalıyorum kimi zaman... Ama beni yenemezsin...

İnsan ne yaparsa kendi eliyle, diliyle, beyniyle yapar. Kader vardır ama onu yönlendiren sende varsın. Bir şey olunca alın yazısı diyemezsin. Veyahut tepetaklak olunca, bohçanı alıp gidemezsin. O yazıyı sen şekillendirirsin ancak. Kaçma, savaş, şekillere takılma, bekle. Sınav sonucunu bekleyen öğrenci gibi ol. Ama sonuç ne olursa olsun kalmayacağını da bil.

Gerçeklerim, düşüncelerim, hislerim ve içimde ölmeye yüz tutmuş pesimist canavar... Mutsuzlukla mutlu olma devrini buruşturup attım toprak altına. Yalnızlık tarafımı sattım bir bakışlık batına. Mutluluk rüzgârı, es ve getir uzak diyarlarda ki mutluluk tebessümlerini, gülücüklerini, sevinçlerini. Kelimelerim tükenmeden yetişiverin. Hesaba çekildiğimde mutlu olmak istiyorum...


Her sonuç başarılıdır, çünkü sonlanmıştır. Mutlu olmakta, mutsuzluğa adım atmakta, mutmain olma yolunda çaba sarf etmekte sonuca yönenilmiş bir ifadedir. Çabanın başarısını senin bakış açın belirler. Bakış açın durumuna hükmeder. Hüküm, çizilmiş şekilleri sen istemesen de siler. Hiçlik, satır arasında ki, gelip geçici ölümü kabullenirse sıyrılır bedenin senden. Ölüm ile insan ölmez, senin kullandığın araç olan beden gider, geriye sen kalırsın. En çok zoruna giden duygu olan hiçlikle baş başa kalırsın, irkilirsin, uçurum kenarına savrulursun, dayanıksız, desteksiz kalırsın. Elinden tutacak bir kurtarıcı ararsın, ağlarsın, kaçarsın, saklanırsın, yanarsın, ümidi gözlerinin yuvasında saklarsın, keşkeleri aklının zindanlarında yankılandırırsın, duayı, lal olmuş dilinin çaresiz çırpınışlarına katarsın. Sonucun önündedir artık. Başarılı mıyız ki? Cevaplayamazsın…

Soru soru soru… Cevapları çok ama anlamak zor, anlaşılmak zor, anlayabilmek zor, anlatabilmek zor. Günahın boyunduruğundan kurtulmak, yerin karanlık patikalarından ışıklı yola yönelmek için cevap aramayı bıraktım artık. Yorgunum, küfürbazlığın pasından, yaslı gönlümün kara zifirinden, yaşlı gözümün nemli hissinden yeni kurtuldum. Kadere boyun eğdim. Ama yolumu da ben seçtim. Suçluda benim, cezayı hak edende benim. Şiirin kafiyesiz beyiti de benim, fakir çocuğun içten dileği de benim. Ben fakir, cahil, çaresiz bir insanım. Ben, olgunlaşma yolunda ham bir insanım. Ve ben, masiva’dan kurtulma çabasındayım…


11.09.2009

Yavuz TANRIVERDİ- Osmanli

3 Eylül 2009 Perşembe