23 Aralık 2008 Salı

İnsan-ı Kamil Olmak-2 (Müflis İnsan Kamilliği Neyler)




Tanımsız insanlar… İlahi adalete rağmen tevazu göstermeyip, hıyanete dalalet eden insanlar… Müflis olmuş hayâlar, müflis olmuş bedenler ve müflis olmuş nefisler… Rabbin rahmetini istemeyip, iblisin kucağını seçen umutsuz vakalar…. Yani tanınmayacak kadar karmaşık insanlar…

Rabbimiz dünyayı oluştururken ilk olarak insanları yaratmamış evet ama insanlar için kuruldu bu düzen ve olacak olan mizan… Her yarattığı insana bir şekil, bir nefis ve bir akıl bahşetmiş, kendilerini yönlendirmelerini ve şeytana uymamaları konusunda onları ana rahminde uyarmıştır… Zaman öyle hal almıştır ki yeryüzü milyarlarca insana ev sahipliği yapmasına rağmen insan-ı kâmil bulmak bir meziyet oldu ya da tevafuklar sonucu elde edilir oldu… Diyojen; “Güpegündüz el feneri ile insan aramaya çıkar”’mış… Derin ve manidar anlamlar çıkarmamak elde değil… Düşünceler yazarı Mark Orel ve Büyük Kadın Rabia Adeviye de insanların çirkin ve kurt bakışlı, sinsi ve aç olduklarını sözlerinde dile getirmişlerdir… Belki ağır ve yaralayıcı sözlerler ama doğru ve söylenmesi de gereklidirler… Yoksa bizde o vasıfta ki insanlara dâhil olmuş oluruz, susanlarla beraber…

Gaflete düşmeden Gaffur’un nimetlerine sarılmalı, şükrü bağrımıza basmalı, sabrı tadıyla beraber yaşamalı, rahmeti yürekten kucaklamalıyız… Lakin enaniyete düşüp hikmeti geri itmemeliyiz… Sonra kirli amellerle baş başa kalmayalım, aman ha!.. Müflis olan hayâmız, kararmış ruhumuz, zehirlenmiş nefsimiz, bulanmış aklımız ve kendini suçsuz sanan benliğimiz çare olamaz o vakit bize… Bütün azalarımız karşımızda, bütün duygularımız dillenmiş bizi galebe çalarlar… İmdat diye sesleniriz, sesimiz kısıktır velâkin…

İnsan-ı kamil olmak kolay aslında… Asıl zor olan tanımsız olmaktır…Biz kolayı kenara itip zora kucak açıyoruz, kamilliği arka cebimize sıkıştırıyoruz… Belki bir gün yoklarda buluruz hesabı… İki adım öteye gitme garantisi yokken her düşünceyi ve durumu ileriye atarsak, 7 tahta altındayken ah, vah çekmek pek işe yaramayacaktır…

Nimeti bol olan Rabbim bizi iflas’a düşmekten korusun ve bizi iman çerçevesinde sıkı sıkı çevrelesin… Allah, insan olmanın değerini, o değeri kaybetmeden anlamamızı sağlasın…

Müflis olan insan, kâmilliği neyler…

Yavuz TANRIVERDİ

İnsan-ı Kamil Olmak-1 (İnsan Sevgiyle Yaşar)




İnsan-ı Kamil’e emanet edilen beden, emanet edilene mülk olarak biçilmiştir… Işığın görülmesini sağlayan Yaratıcı, bizlere sorumluluk yüklemiştir… O, bize insan olabilmenin sorumluluğunu yüklemiştir…

Kendine değer biçen nadir canlılardandır hatta tek canlıdır insan… Ve manasında pahasını biçemeyende tek varlıktır insan… Korkusuz ödünü çiyanlara teslim ettiğinde, yer bitirir içinde ki o ruhani varlığı yılanlar, bırakırlar yerine gururu ve nefreti… Alırlar içinden sevgiyi ve neşeyi… İnsanları yaşatan bir damla umut, bir damla tebessüm bir damla sevgi değil midir?.. Sevgi yaşatan bir iksirdir(M.F. G.) İnsan sevgi ile yaşar, insan kendini sever… Rabbi kendisine emanet ettiği için, yaşamı sever… Rabbi kendisine sorumluluk yüklediği için, sevmeyi sever… Rabbi bu güzel duyguyu kendisine verdiği için, Rabbini sever… Bu güzelliklerden nasiplendiği için…

İnsan dedik hep… Dememiz gerekir; doğan, yaşayan, ölen ve hesaba çekilen olan bizleriz… Nefes alıp, yemek yiyen, su içen bizleriz… Evlenen, çocuk büyüten, ev geçindiren bizleriz… Kendini eğiten, torun seven, yalnız kalan bizleriz… Peki O’nu neresine alıyoruz bu dünyanın desem; O’nu en içine,en derinlere almalıyız… Yaşamlarımızı bize veren Rabbin değildir de nedir?.. Peygamber Efendimizi kendimizden de fazla sevmedikçe Ümmeti olamazken, Rabbini de dünya da ki her şeyden daha fazla sevmezsek nerde kaldı İnsan-ı Kamil nerde kaldı Evliya-ı Gönül…

Sevgi insanları yaşatır, nefes almana yardımcı olur bu cihanda… Rabbin sevgiyi yaşatır, nefes almanı kolaylaştırır Mahşer-i Kübra da… Öyleyse sev insanları, güzellikleri, ibadetleri, imanını, Efendini ve Rabbini… Al gerçeğin tertemiz, saf ve koşulsuz anahtarını…

Yavuz TANRIVERDİ

15 Aralık 2008 Pazartesi

Serkeş'in Öyküsü




Yeteneklerimi kaybetmiş gibiyim, yaşlandım mı yaşamayı çizdim mi bilmiyorum. Tek kanadı kopmuş kuş misali hep tek yöne uçup yere çakılıyorum, ne yaptığım bende bilmiyorum. Güneş açmadı bugünde doğudan, batıdan da doğmasına razıyım kıyamete çıkacağını bile bile. Susma, içimde ki yeni doğan duygular. Vur kendini,3 senedir aklında olanları çıkar içinden. Şarjörü tekrar doldur, tekrar çek tetiği soldur benzini.

Çok değiştim çok. Yarım kalan duyguları da serbest bıraktım, gittim. Karar verdim artık, bendekileri tamamen bitirdim. Sızlasa da yüreğim, sancılansa da yokuş çıkarken, yıllara rağmen değişse de ve bir elveda ile sığdırsa da içini geriye dönüp son sayfaya bakmadım. Beyaz kâğıtları doldurmuyorum artık, tek ayağı kırık sandalyeme oturamıyorum bile. Nasırlı ellerim toprağa dokunamıyor ve koklayamıyorum kırmızı gülleri. Boşalttım heybemi uzun yoldan sonra. Dolduramadım içini arkadaşlıkla, dostlukla... Kalakaldım bir başıma, bir kalem birde boş kâğıtla...

Bakamadım hicrana ay ışığında, göremedim derin muhabbeti aşığın kalp atışında. Destana bürünür hazinelerim, etrafa sarılır çatlaklardan sızan ziyanlarım. Kolay yoldan elde edilmeye çalışılan saadet, fakirin ekmeği zenginin ulaşamadığı bir derttir. Elini verip kolunu kaptırdığın çakallar, bir gün ekmeğine de sulanır. Bırak sulansın deme! Kalır bir başına, düşersin kara zindanlara. Aman haa...

Sinirli nefsin senin, sakin ol ey ben. Sıkma ellerini, çatma gözlerini, hızlı hızlı yürüme boşluğa. Süpürge al eline, süpür seni esir eden nefreti. Kulak verme hayatına giren yalnızlığa, sırtını yükleme hayatından çıkıp giden yanlışlarla. Celallenme, sükûta sırt çevirme, yan yana yürümesin zulmetin ve aşkın. Sabırım ve celalim yan yana yürüse de, sabrımı öne çıkarmayı tercih ederim, inşa’Allah ta beceririm…

İçini kaplayan kötülüğü açığa çıkarmadan mutluluğa ermek lazım, ne lazım bunun için. Kanatmak mı lazım acılarını. Göz kapaklarını kapatman mı lazım kendi dünyana. Mideni doldurmak mı lazım olmazla. Karanlıkta göremedin mi ışığı, sana yönelen yolcuyu. Aydınlığa küçücük bir delikten bakarken, ulaşamama hissi vardı içimde. Lakin yırtılan perdeler gerçeği görmemi sağladı. Çok şükür…

Neden? Diye sormadım hiçbir zaman kendime, halimi hatırımı görünce. Nedeni benim çünkü hataların. Ufkumu karartan bulutum, kabarır sel olurum. Yolda tekmelenen taşım, sağa sola sürüklenirken ufalanır toz olurum. Dağda ki yalnız kurt’um, çok doğar kardeşle büyür yalnız ölürüm. Ben sepette ki elmayım, tepetin dibi göçse de ben sana tutunurum.

Sonra bir sakinlik sarar çevreni, içini, kendini... "Yetiş" diye bir ses ile irkilirsin, kalbinde çıkan çıbanı patlatır akıtırsın pislikleri. Ayaklarının bağı çözülür, imdadına koşarsın seslenen serkeşin. O asiliği içinde barındıran serkeş açar çiçekleri bölük bölük, helalinden bir yudumla seni bulur, hiçbiri haramzade ürünü değildir hepsi güldür. Gül kokusuna bürünür akıttığın kanlar, akar gider dertler, solar gider kederler. Sus! Seslenme artık mahsun mahsun ey biçare vedalarım. Dönüyor başım, gülmüyor yüzüm ve sabaha çıkmıyor acılarım. Yağmur suskunluğu çözsün, hasret seher yeli ile yok olsun gitsin. Hiçbir zaman bir hikâye de yer alamasak ta ucundan tuttuğumuz bu öykü burada bitsin…

Yavuz TANRIVERDİ

15.12.2008

6 Aralık 2008 Cumartesi

Karanlıkta yürümeye çalıştığım zamanlardı o anlar…





Karanlıkta yürümeye çalıştığım zamanlardı o anlar…

Gelişigüzel, çarpa çarpa ve düşe kalka bir yürüyüştü bu. Önder yok, bağlılık yok, irade yok, ciddiyet yok… Düşmüşlük var, yılmışlık var, mahkûmiyet var… Merhametin yanına yaklaşmayı bilmeyen vücutların peşinden gittim, ruhlarını satmış inançsızları derdime ortak ettim, imansızların sırtına bilmeden nefesimi ekledim. Ey gafil ben, sen neler ettin…

Edepsizin biri gönlüme kara lekeler çalar, leke büyür büyür nokta olur. Nokta cümleyi sonlandırır, kalbin sonunu getirir. Kara kalp edepsizliği benimser, gönle hükümdar olur. Vuku bulur aşk sessizce, çırpınış başlar nefiste, histe, nefeste… Duvarda taşlardır benimsediklerin, silemezler kara noktaları. Maddeyi, maddi silemez elbet. Mananın şerbetini içmeden temizliğe başlayan kirli bakar, maneviyatın ışık huzmesinde HU diyenler Mürşidin kapısında iman bulur. İmanı bulan gönlü görür. Gönlü gören Allah’a yol alır.

Fikir ile yola çıkar insan, düşüncenin girdabından süzülür kelimeler. Benimsenen teslimiyet bazılarının sarfiyatına uğrasa da fikrini kaybetme. Fikri benimseyen zihninden şaşma. Zikir, kalbin aynasıdır. Rabbini anan, O’nsuz kalmaz. O’nunla olmayan yolunu bulamaz, yok olur.

Hedefsiz ilim samana benzer. Bir alevle harmanlanıp toz olur ve gider. Mesnetsiz sıfatlar vuku bulamaz alevin yok ettiğiyle. Anlayamazlar Halık’ı, anlatamazlar imanı. Anlayamazlar Yusuf’u, anlatamazlar kuyu’yu. Mahlûkun boşa çırpınışı dalga oluşturmaz ve İfriti korkutmaz, korunmuş âşık’ın şahlanışı nefis oluşturmaz ve hisleri korkutmaz. Umursama çelme takmaya çalışanları, karşına al seni sırtından vurmaya çalışanları. Yürü, durma karanlık sokaklarda, pisliğe bulanmadan tövbe et.

Susuz kaldığımız zamanlarda kan akıtasınız gelir pekmez gibi, oluk oluk. Yaparız susuzluğumuzu giderene kulluk. Yalan dünya burası yaşaması zordur çekeriz zorluk. Muhammed’in(s.a.v) peşinden gidenler görmemiş midir bolluk? Asabiyiz ama ufacık zararsızdan dahi korkarız. Sevgiyi barındırırız bünyemizde ama hüzünlü zamanlarımız da kaçar gideriz. Delikanlıyız, barındırmayız hileyi ama gurura işletemeyiz eğilmeyi yiğitliği terk ederiz.

Sen ne biçim adamsın diyesi gelir insanın. Demeyin! Yürümeyi öğrendik, karanlığı aştık, yolu yarıladık. Hamd’ü senalar olsun…

Yavuz TANRIVERDİ

06.12.2008

1 Aralık 2008 Pazartesi

Bu Kalp Yanılmaz




Yanıldığım yalan...
Hatalı olduğum da yalan
Yanlış bildiğim de yalan
Seni umursamadığım da
Seni sevmediğim de yalan.
İnsan başlı başına bir yalandır aslında
Lakin bende olan sen, gerçektir.

Göz,
Bugüne kadar başkasına
Böyle bakmadı için
Yanılıyor olabilir.
Nefsim,
Zayıftır, acizdir
Kapıldı da yanılıyor olabilir.
Ben,
Şapşalım biraz
O yüzden
Şahsım yanılmış olabilir
Aklım,
Bir karış değil karış karış hava da
Seni iyi seçemeyip de
Yanılmış olabilir.
Ama kalbim,
Yani bu yaralı yürek
Çok iyi görür
Çok iyi idrak eder
Çok iyi sever
Ama yanılmaz.
Sen,
" Beni severken yanılıyor olabilirsin" dedin ya
Asıl sen yanılıyorsun.
Çünkü bu kalp senden başkasını sevmedi
Böyle ızdırap çekmedi
Ve kimseyi böyle sevmedi.
Ben kalbime güvenirim.
Gel sende bana güven
Ve sev beni…

01.12.2008