6 Kasım 2009 Cuma

Bir "Hain Kurt" Hikayesi






Hain Kurt

Kurttan korkan üç küçük domuz yavrusu, kendilerine ev yapmaya karar vermişler.
Nif-Nif, evini sazdan, Nuf-Nuf ise tahtadan yapmış. Naf-Naf onlara karşı çıkmış.
''Siz aklınızı mı kaçırdınız? Evinizi tuğladan yapacaktınız. Kurt gelip de onları yıkınca görürsünüz. '' demiş.
Kurt ormandan çıkmış, Nif –Nif’in evine gelmiş…

Ve Kürt dağdan inmiş, Türk topraklarına girmiş…


Acayip ağır konuşma havasındayım aslında. Az daha edepsizleşeyim, kusacağım zifirimi bu kırmızı noktalı çocuklara. Lakin edepsiz değiliz edebi bilmeyenlere karşı da olsa…

Tilkinin dönüp durduğu kürkçü dükkânı önünde, kendini Kürt diye nitelendiren ama milleti olmayan dağ sıçanı görünümünde ki göbekli, çirkin, göğüsleri sarkmış, meymenetleri onlardan kaçmış, nurları yüzlerinden akmış bir çapulcu sürüsünü gördüm. Gördüm ve edebimin önüne sürgü çektim. Nefretimi ilettim ağızlarıyla "Demokrasi, özgürlük, barış, kardeşlik" gibi dışı sulu boyalı içi linyit kömürüne dönmüş laçka sözleri söyleyen dürzülere...

Açıla açıla üstlerinde donla kalan düşüncelerin bezirgânlığını yapan kişilere seslensekte, kıvırıp kıvırıp kaytarıyorlar omuzlarında ki yüklerden. Türk sözüne ve Bayrağına tahammül edemeyen Türk'lerin cirit attığı bir toplumda yaşıyoruz artık. Tahammülsüzlükleri ellerinde ki maddiyatın kaçma korkusu veyahut sırtlarını yasladıkları çıkarların uçma korkusudur. Korkularıyla baş edemeyenlerin yaptıkları şey ya kaçmaktır ya satmaktır. Bir kaç gemi, bir kaç yat ve bir kaçta ithal kadınla satışa geçilmiş ve 2.yolun başına adım atılmıştır. Hadi hayırlı olsun...

Gündüz karşında esnaf gece olunca keleşi almış eline diyor savaş. Amaçları yok, göbekleri çok, zihinleri cehalete tok. Saman gibi çok yer kaplayıp bir kıvılcımda harlanıp saniyelerde yok olan bir güruh. Savaş mı Barış mı? Yoksa Hainlik mi ebediniz…


......................




Pis ayaklı, riyakâr düşünceli, hain bakışlı, yavşak hissiyatlı yaratıklar olarak girdiniz toprağımıza. Size insan diyen ya kör ya saf ya da düzenbazdır. Sizi güdenler illa ki uyuklayacak. O zaman çıkacak Kurt başlı tuğlar ve dişler...

Bu ülkede bir yere gelebilmek için terörist olmak lazımmış. Çık dağa,3 ay yaşa, gel teslim ol, hiçbir suça karışmadım de, sonra devlet sana iş versin. Aş versin, birde koynuna kadın versin. Hayır, akıllı uslu dursalar ne ala. Ekmek yediği kaba pisliyorlar her şeye rağmen.

Terörist diye bizim önümüze atılan o paçavralar, kıçlarında ki sivilceyi patlatmak için eğilemeyecek çürüklükteler. Bu oyuna kanan ya mal’dır ya da bu işten çıkarı olan bir yavşaktır.(Pardon edebi aşmamak gerekti değil mi?)


Barış, taviz vererek, peşkeş çekilerek kazanılıyorsa susmak, hesap sormamak daha iyidir. Akabinde şunu da belirteyim; hesap sorulmadı diye tepki verenler oldu, hala da oluyor. Hesap soruldu, sorulmaya çalışıldı zamanında. Lakin şuanda ki hükümet ve onun zihniyetinde ki şahsiyetler, hesap soranlara Faşist olarak ifade etti. Kimileri Hitlere benzetti, kimileri ırkçı dedi. Bu hesap sorulurken, hesap soranlar arasında Lazda vardı, Çerkezde vardı, Kürtte vardı, Gürcüde vardı, vardı da vardı... Irkçı diyenler bunu görmezden geldi. Şimdi birileri susmakla, hesap sormamakla suçluyor. Barış dediğiniz böyle bir şeyse, şehit katillerini Devlet töreni ile karşılamaksa, techirde olan aponun her dediğini yapmaksa ben Susmam birader. Sustururum yeri gelirse. Faşist de diyebilirler hiçç gocunmam artık...

Hain Kurt hain Kürt hikâyesine dönüştü. Aman haa! Kürt derken asla kardeşlerimizi ifade etmiyorum. Kürt vasfıyla hainlik yapanlardan bahsediyorum. Benimde çok Kürt dostum var ama hiçbiri hain değildir. Mesele hainlikse Türkler şuanda en alasını yapıyor kendi milletlerine karşı. Zaten bu ülkede “Hain Türk” hikayesi anlatılmaya başlanırsa bu ülke de yaşanmaz olmuş demektir…

Bu devleti yönetenler! Layık olduğunuz çukuru elbet bir gün alacaksınız. Burada rahat yaşayın, ölümünüz ve ebediniz nasıl olur bilemem. Bu ihanetin hesabını nasıl vereceksiniz bilemem. Bu dünyada rahat yaşayın da ahirette o kadar şehidin hakkını nasıl vereceksiniz, onu da bilemem. Bildiğim tek şey yanlış yaptığınızdır…

24.10.2009

Yavuz TANRIVERDİ-Osmanli

Hiç yorum yok: