
Bahsettiğim nedir?..
Donuk suratlara verilen karabasan süliyeti aklını alır bazen insanın... Arsızlaşmış bedenlerin saptırdığı ruh, daldan düşen çürük meyve edasıyla süzülür cehennemin soğuk imtihanlarına sonra... Sevgisiz gönül kördüğüm olmuş cenk eder kendisiyle... Diri, ölüyü çağrıştırır anlamsız kalır düşünce... Kavgalar bıktırır aşkları duygular fersiz kalır ölü bedenden gidince... İçimden geçenler ilham oldu, kâğıt oldu aktı mürekkebe doymadı... Hurafeler ense yaptı ibliste koyuverdi kötülüklerini yollara... Kahır çeken yollar ve loşa dönmüş sokak lambaları adım adım sona yaklaşan sonsuzluğu selamlarlar... Bahsedilen kötülük değil, bahsedilen ölüm değil, bahsedilen aşk değil, bahsedilen mutluluk değil... Bahsedilen nedir insanın içinde ki... İnsan nedir... Nedir gördüklerimizi günaha çevirenler, nedir duyduklarımızı dedikoduya boğanlar, nedir söylediklerimizi dilsiz şeytana anlatanlar, nedir içimizde ki nefreti saçtıkça saçtıranlar... Neyden bahsediyorum ben, bende bilmiyorum...
Mutlu olmak güzel ama nedene bağlamak gereksiz onu... Nedenlerle mutlu olmayı bırakalı çok oldu... Ya da nedene bağlamayı sevgileri... Deli edasıyla nemdem mutlu oluyorum deli edasıyla küçük zaruretleri değer sayıyorum ve tebessüm ediyorum... Sermayesi tükenmiş körpe umutlar kefil olur denenmiş çabalarıma... Çabalarım şahlanır getirir maddeyi… Takar peşine dilimi doladıklarımı: gurur var, şöhret var, nam var, kudret var... Kendimizi Hz.Zulkarneyn sanarız, Yaradanın bize de ilim, irfan ve ihtişam verdiğini düşünürüz... Biz Hz.Zulkarneyn değiliz kötülüklerin önüne yıkılmaz bent çekelim... Biz Hz. Musa değiliz bir çırpıda ikiye bölelim bölünmesi gerekeni... Biz taş değiliz put gibi kalalım, heyelanla kayalım... Biz deniz değiliz rüzgârla coşup, zelzele ile kusalım... Biz bir nefeslik hayata muhtaç, biz bir gülücük için mutluluğa aç, biz dua etmekten başka çaresi kalmayan bir amacız... Küçük mutluluklar diyarında büyük kazançlar için...
Başarısızlıklar bazen götürse de insanı akıl almaz diplere, çıkarır oradan içten ve huşulu bir Besmele... Tanık bırakır sana Rabbim dizlerinde ki izlerle, güreş tutar nefsin senle seni kafa üstü çakmak için son bir hareketle... Kendini görürsün yerde gökler izler seni bir endamla... Korkma yenilgiden ve menzilde ki av olmaktan... Sakınma kimseden ve barutun kokusundan... Sakın arzularından ve aklına düşen duygularından... Bunları yap... Elbet ışık tutan olacaktır sana, elbet medet sunacak olacaktır sana, elbet başarısızlığın başarısını gösteren olacaktır sana...
Soğuk kaplarken bedeni bu sıcak âlemde korkularımızdan kaçarız en derine en derine... Keder, kaderi çizerken düz bir çizgi halinde düşen bedenler can çekişir yalnızlıkları ile beraber... Der demesi gerekenler bizlere sen yalnız kalamazsın sadece bedenin tadar hissizliği; aslında her an seni düşünen ve her an senin düşünmen gereken bir şey var... Düşün onu, ağrıtma başını... Sonra ağrıyan başı kökten keselim mi yoksa kulak verelim mi ağrının sebeplerine seçeneği ile baş başa kalırsın... Aman haa...
Bahsettiğim nedir?..
Kalbinin derinliklerine dal, süzül nefsinden içeri, bahsettiğim şey’i hissedeceksin İnşa’Allah…
Yavuz TANRIVERDİ
18.03.2008
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder