
Ah nefsim vah nefsim, 2 eli yakamda boğuyor beni. Nefesimi kesiyor “Bırak ulan beni” dercesine “Senin hâkimin benim” dedirtircesine çalım atıyor ve zorluyor beni. Ben itiyorum onu çukura karış karış. Zor zapt ediyorum, savaş içersindeyim. Usul adımlarla yürüyorum çıngar çıkarmasın diye. Sonra biri geliyor, okşuyor nefsimi, galeyana getiriyor açlığımı. Çukurda esir ettiğim canavar böğrümü delip çıkıyor. Gelsin lanet, yaksın yangınlar, uyansın günahlar.
Tedirginim ben, bir’im, kendim’im, bir biri ardına yürüyen gölge'm ve nefsim bende içlerindeyim. Dikenle dolanmış ularla çekiyorlar beni, kan’a büründüm, kansız kaldım ama yine içimden çekildim. Neyim ben, ne haldeyim, ne biçimdeyim. Benim ben, sen değilsin beni seven. Sen değilsin halimi vaktimi şükür ile abad eden. Gece uyudun, sabah şuursuz uyandın. Gece kalkmadın, aşkını sunmadın, teheccüde varamadın. Aşk yok sende, var olan bende ama izin vermezsin sen, bende ki sevgiye.
Yol buldum kendime, ilerledim adım adım son'a ve beni bekleyen huşuya. Yol’a çıktığımda çirkin yüzlüydüm ve hüzünlüydüm geçmişime. Arkamdan çeken bir ben vardı yine, gitme kal burada zifirin içinde diye. Aynadır bana güzellikleri sunan ama arkasında ki çirkinlikleri sunmadan. Kandırılmaya hazır olan korkak cismaniyetim evet dedi ve kaldı geride. Nefsim dünden razı gülerek belirmiş beride. Gölgem, garibim zaten en geride yetişememiş öteye. Ben kaldım, karşı çıktım hepsine. Saldırdılar hepsi bir bütün halinde, damarlarım çekildi, nefesim gitti sandım birden bire. Estagfirullah çektim içten içe, belirdi önüme ışık bir huzme ile. Yetmedi, bırakmadı beni karanlık. Sonra içleri yırtarcasına, gerçeği sunarcasına "Allahhhh" dedim sabır ile. O vakit karanlıklar aydınlığa kavuştu Rab ile.
Hırrr... Korkmadım ki musallat olduğun sonuçlardan. Bıçağının keskin yüzünü sürmedim üstüme, fesatlığın ateşini çekmedim içime. Tedirgin değilim bitmese de dertlerim. Başım ağrıyor derinden, kulak veren yok, yine bir başımayım kendim. Ne edersem edeyim, Allah’ım bırakmıyor peşimi kederim. Sanki üzmemişte vuruyor hala tokat, tokat üstüne nasırlı ellerim.
Müstehap sana kıt akıllı benlik. Muktedir mi sandın sen kendini gelmişe, geçmişe ve önünde ki geleceğe. 1 nefis ile baş edemeyen 1 akıllı mahlûk. Hayâ’n dizüstü geliyor mahşer-i kübra’ya.
Rızayı aramak için semalar da dolaşmana gerek yok. Yahut hurra saldırmana gerek yok sağa sola. O’nun rızası her yerde, bazen bir hizmetin bir damla terinde bazen de bir masum tebessüm de. Var sen biç onun hesabını. Rabbin rızası, muhabbeti, kudreti, ilmi ve barındırdığı bütün sıfatları aranmakla bulunmaz. Ama O rızayı, muhabbeti bulanlarda arayanlar arasındadır…
Muhabbeti bol Rabbime Cennette, 70 perdenin açılması ardından Ümmeti Muhammed ile kavuşmak dileğiyle. İnşa’Allah…
Yavuz TANRIVERDİ
19.01.2009
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder