
Heyecanım sabırsızlığımı azdırdı... Mikroplar bünyemde ki takati kıllanırdı... Vücudumda ki kan akmadı canımı yaktı...
Kötü şeylere rağmen üzemedi bugün kimse beni... Gerçekler yaklaşınca huzuruma, gelenler içimi titretti, kendime geldim... Nankörlük hislerimi, Rabbimin sevmediği şeylerden eyledim ve geçmişe gönderdim... Harladım duygularımı çıkardım yedi uyuyan mabedinden... Yerlerine kâbuslarımı bıraktım, üstlerine de alışkanlıklarımı örttüm...
Yürüdüm adım adım, durdum sonra bakındım yangınlara...
İbrahim ateşi gibi sahte, Rabbin isteğine bağlı yangın... Aklına düşen ne o an; Ateş mi, Rab mi, İbrahim mi... Yoksa ateş içinde ki gül mü koklayınca açan, gerçeğe yanan ve Rabbi anlatan... Kalbim gibi o ateş ve gül... Necaset içinde tertemiz bir ışık... İçine girecek ve temiz çıkacak İbrahim bulamadık ama...
Yıprandı düşlerim, silindi ömrümün iradesi... O an Şeytan'a kastım oldu bütün bunları ona ithaf ettim... Dostlarım hekim görevi üstlendi ama ben ötenazi istedim... Doğum günüm geldi ben ölüm günümü seçtim... İçimden aktı iciratlar çağlayan edasıyla... Zorlandım benden giderken darbelerim ve bir köşeye uzandım, titredim... Geriye bakılacak bir ben, solmuş bir beden ve huzursuz bir nefis kaldı... Nefsi de İnşirah'a buladım attım zindanların en dip köşelerine...
Çabaladım devamlı, uykusuz kaldım ve yenildim çok kere... Hüsran ile dost oldum kimi zamanlar, can yakmadım ama canımı yaktım hissiz diyarlarda... Kolumda ki çizgiler eser bana şimdi yaptığım günahın defteri gibi... Dualarım, kirpiklerimden dökülenler, ecdadlar, ağaran saçlarım, Gavslarım ve can olan cananlarım çabalarımın karşılığını gösterdi bana... Şükür etmeyi, bilmeyi, öğrenmeyi ve sevmenin hazzını hissettirdi bana... Ağlamaya rağmen gülmeyi, hüsrana rağmen ayakta kalmayı ve ölmeye rağmen yaşamayı sevdirdi bana Rabbim...
Yaşım 26 ve yarı yola az kaldı belki... Şerrin hayrını yıllarca gördüm ve bildim... Elbet bir gün hayra kavuşacağım şerre bulaşmadan, nefsimin oyununa düşmeden yola çıkacağım kaçmadan... İmtihanlar karşısında susarken ecelin verdiği cevapları bir bir not etmenin sırrını şimdilerde çözüyorum... Kader çizgiyi çekerken alına, bana paramparça olan topraklar bıraktı belki... Elemlerimin kendime hediye ettiği Firavun'a baktım belki... Ama kendime yaptıklarımı hiç sevmedim... İki eli duaya kaldırırken Allah'ın emrini istedim, seçtim ve sevdim... Su gibi berrak ve aziz, nefes gibi serin ve hayat olan kendimi istedim...
Aksak ayaklarım tozu dumana katmış ilerlerken heyecanım hala sürüyor… Sabırsızlığım geçti belki, istediğime kavuşmanın sebebiyle… Heyecanım da hiç bitmesin isterim… Korkularımdan da, kötü şeylerden de, imtihanlardan da Rabbime sığınırım…
Nefsim mi?..
İnşirahla boğuşuyor hala zindanlarda, medet bekliyor cehennem zebanilerinden ben ise Yaradanıma sığınırım…
13.03.2008
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder